Çünkü Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Son sözü, ‘Lâilâhe İllallah’ olan kimse cennete girer."(10) Ölüm olayı vukû bulunca gözleri kapanır, çenesi bağlanır, üzerine boylu boyunca bir örtü çekilir ve bundan sonra yapılacak işlere başlanır. Ümmü Seleme (r.a.) şöyle demiştir: Peygamberimiz vefat eden Ebu Seleme (r.a.)’nin yanına girdi. Ebu Seleme'nin gözleri açık kalmıştı. Peygamberimiz gözlerini kapadı, sonra: "Şüphesiz ruh alındığı zaman, göz onun arkasından baka kalır." buyurdu. Ailesinden bazıları çığlık attılar. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Kendinize ancak hayır dua edin. Çünkü melekler söylediklerinize âmin derler." buyurdu, sonra da şu duayı yaptı: “Allahım, Ebu Seleme'yi affet, derecesini hidayete erenlere yükselt, arkasında kalanlarını sen koru. Bizi de, onu da bağışla. Ey Alemlerin Rabbi, bu ölünün kabrini genişlet ve kendisine orada bir ışık yarat.”(11) Ölüm haberini duyanlar hemen Allah'a sığınırlar, yani "İnna lillâh ve innâ ileyhi raciûn -Biz Allah'ın kullarıyız ve O'na döneceğiz-" derler. Nitekim Allah Teâlâ bunu bize şöyle öğretiyor: “O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman “Biz Allah 'ın kullarıyız ve O’na döneceğiz'' derler.”(12) Peygamberimiz de şöyle buyuruyor: “Bir musibet ve felaketle karşılaşan ve "Biz Allah'ın kullarıyız ve O'na döneceğiz. Allah'ım musîbetim içinde bana ecir ver, kaybettiğimden daha hayırlısını ihsan buyur." diyen hiçbir kul yoktur ki, Allah ona musibeti karşılığında ecir vermesin ve kaybettiğinin yerine daha iyisini lutfetmiş olmasın.(13) Yakınlarını ve sevdiklerini kaybeden insanlar elbette üzülür ve ağlarlar. Bu tabiidir. Dinimiz bunu yasaklamamıştır. Esasen bu insanın elinde de değildir. |